Sahneye Sağdan Girdiğimde – Ozan Cem Yılmaztürk

Kısa bir mola verdim çoğunluğa ya da kısa bir film oynattım sadece reklam izlemiş oğlan çocuğuna. İkram; altın tepside farklılık, bir avuç da yalnızlıktı. Bir de afilli çocuklar afilli hayatlarından bir parça bölüp uzatmıştı. Boşuna arıyorsun şimdi baştan oynat tuşunu. Çünkü baştan da oynatsan filmi, film başa saracak ama o oyuncu bu oyunu baştan oynamayacak. Kimse o adamı o kadın kadar sevmeyecek. Tekrar ölecek baba, o miras yine hiç edilecek.

Şehri izliyor göbekli bir kule. Sen kuleyi izliyor, gölgesinde uyuyanlara birkaç bozukluk atıyorsun. Arada da bozuk atıyorsun çimlerde bitmiş dünyalı bir yıldıza. Bak mesela, öteki de mantık arıyor mürekkep lekelerimde. Bu cüreti nereden buluyor? Kabul. Afallamış gözüküyorum sırlanmış camda, boynumdaki ağrıya ne sebep ne de çözüm bulabiliyorum. Yeşil bir tülbent sıkıyorum kafama. Bilmiyorum; belki de cevap, sorunun içinde gizlenirken kendini kaybedendir. Şanslarını kaybetmiştir kaygılarının kayganlığında.

Hadi git uyu. Pencereni de arala ki yeni gün dışarda kalmasın.

Dur.

Son bir şey kaçtı gözüme: Eğer zifir daha çok çekiliyorsa zikirden o müslüman kasabasında, zikir karıştırılıyorsa fikri taşlamakla; benim hürüm binbir gölde ıslanmadadır. Yalnız cürmüm yetmez orada olmaya. Bilin ki, benim tanrısız topraklarımda sizinkilerden daha çok inanç vardır. An gelir; motor susar, ışıklar yanar yoğunluğuna. Bir sefer daha biter batıya. Gelin yoksullar, paylaşın! Ganimetler, tecrübe birimindedir.

Ozan Cem Yılmaztürk